HASBUNALLAHU VE NİMEL VEKİL

"Allah bize yeter, o ne güzel vekildir" sözünü, ateşe atıldığında İbrahim aleyhisselâm söylemiştir. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem de bu sözü "Müşrikler size karşı toplandılar, başınızın çaresine bakınız!" dediklerinde söylemiştir. Nitekim bu haber müslümanların imanını arttırmıştı ve onlar hep birlikte "Allah bize yeter, o ne güzel vekildir" demişlerdi.

Buhârî'nin Abdullah İbni Abbas radıyallahu anhümâ'dan naklettiği bir başka rivayette Abdullah şöyle demiştir:

"Ateşe atıldığı zaman İbrahim aleyhisselâm'ın son sözü:

"Allah bana yeter, o ne güzel vekildir" demek olmuştur.

Bu sözü ilk söyleyen Hz İbrahim (as) dır.

Hz İbrahim tektir dünyada..ailesi,küçük bir hanedanı vardı..Hz Lut vardı akrabası..

Dünyada iman eden yok.! Ve dünyada Nemrud a karşı geliyor,Hz İbrahim..tevhid i söylüyor..nemrud ilah ya..ilahlık iddia ediyor..her ilahın cehennemi olur..kendini inkar edeni ateşinde yakar<atın bunu ateşe diyor.

 

Orda bir Allahı bulan her şeyi bulur.!

 

İbrahim (as)ateşe atılacağı zaman,semada,arza ne kadar mahluk varsa diyorlar:

 

Rabbimiz,bize izin ver..Halilini ateşe atıyorlar..onu söndürelim.”

 

Mesela sema diyor:bana izin ver yağmur ile o ateşi söndüreyim..

 

Yerde şöhreti yok ha Hz İbrahim’in ama bir Allah ı bulunca bütün alemle irtibata nasıl geçti tefekkür edelim.

 

Cenab-ı Hakk buyuruyor: ”Hz İbrahim benim halilimdir.! yerde ondan başka halilim yoktur.Ben de onun ilahıyım..onun da,benden başka ilahı yoktur..ibrahim sizden bir şey istemez.!eğer isterse,gidin,yardım edin ama,O istemez.”

 

Hakikaten kimseden bir şey istemedi..!!

 

O an Hz İbrahim;ateşe giriyorum,bir yağmur yağmaz mı,bir rüzgar esse dese..nerden bir şey beklese gelecek yani.!

 

Hiçbir şey istemedi..

 

Bütün mahlukat..melekler..hepsi telaşa girdiler.

 

Hz Cibril geldi sonra..istemesini bekliyor..

 

Bi süre sonra Cibril dedi:”bir ihtiyacın bir hacatın var mı?

 

Hz İbrahim dedi:” Sana yok.!”

 

Yok demedi..”sana yok..”

 

Cibril dedi.:”Rabbinden iste..o zaman Ondan iste.”

 

Hz İbrahim dedi:”Rabbim beni görmüyor mu?Hasbiyallahu ve nimel vekil.(Allah bize yeter.O ne güzel vekildir.)”

 

Hiç kimseden bir şey istemiyor..Rabbine de teslim oluyor..tevekkül ediyor.!

 

Cenab-ı Hakk ise,bu teslimiyet karşısında,direk ateşe emrediyor..ateş de Allahın mahluku.!

“Ey ateş! İbrahim için soğuk ve selametli ol.” (Enbiya 69) Önce soğuk ol-kuni berdeb- kısmı iniyor ayetin..ateş Hz İbrahim (as) ı yakmadı..soğuk..üşüdü donacak.. Sonra “selametli ol.!” soğuğunla da üşütme,ılık ol manasında.. ateş artık serin ve selâmetli bir hal almış bulunuyordu.. “hasbunallahu ve nimel vekil.!”..! “Allah bize yeter.O ne güzel vekildir..”

 

(ateşin 3 hali-->Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, ateşin bu halini üç latif işâretle tefsîr eder:
 

Birincisi: Tabiata bağlı diğer maddeler ve sebepler gibi, ateş de kendi keyfiyle değil; emir altında hareket ediyor ki, ona “Yakma!”diye emrediliyor, o da yakmıyor. Emre boyun eğiyor.
 

İkincisi: Ateşin bir derecesi var ki, “bürûdetiyle, yani soğukluğuyla yakıyor. Cenab-ı Hak sıcaklığı ile yakan ateşe kûnî berden, yani soğuk ol! diye emrediyor. Fakat hemen ardından, soğukluğu ile yakan ateşe de “selâmen” diye emrediyor ki, soğukluk da yakıcı bir tesir göstermesin ve ateş hem sıcak özelliğinden, hem soğuk niteliğinden arınsın ve esenlikli olsun. Öyle ki tefsîrlere göre, selâmen emri olmasaydı ateş soğukluğu ile yakacaktı. Ateşin soğukluk mertebesi hem ateştir, hem berddir, yani soğuktur. Ateşin nârı-ı beyzâ (beyaz ateş) denilen bu derecesi, sıcaklığı etrafına yaymıyor; etrafındaki sıcaklığı kendisine çekiyor, yani sıcaklığı emiyor. Meselâ, suyu donduran şey, işte böyle soğuk ateştir; suyu soğukluğu ile yakıp donduruyor. Yine meselâ kıştaki zemherîr , soğukluğu ile yakan bir ateş nevidir. Ateşin bütün derecelerine sahip olan Cehennem içinde de, zemherîr derecesi vardır.
 

Üçüncüsü: Nasıl ki Cehennem ateşine karşı eman ve kurtuluş verecek îmân gibi bir mânevî madde ve İslâmiyet gibi bir zırh var ise, dünyevî ateşten de kurtaracak bir maddî madde vardır. Çünkü Cenab-ı Hak Hakîm dir, bu dünya ise hikmet yurdudur. Nitekim ateşin, Hazret-i İbrâhim’in (as) ne cismini, ne gömleğini yakmayışı bize bir kapı açıyor. Bu haberin işâretiyle bu âyet mânen diyor ki: Ey İbrâhim Milleti! Siz de İbrâhîm gibi olunuz. Tâ ki, gömlekleriniz ateşe karşı hem dünyada, hem âhirette bir zırh olsun. Rûhunuzdaki îmân, Cehennem ateşine karşı zırhınız olduğu gibi; dünya ateşine karşı da zırh olabilecek bir madde yer altında vardır. Cenab-ı Hak sizin için hazırlamıştır. Arayınız, çıkarınız ve giyiniz.
İşte, insanlığın şu son asırda keşf ettiği ateşe dayanıklı “amyant gömlekler” bu âyetin işâretinden bir sır taşıyor. İnsanlık, Kur-ân’ın işâret ettiği gibi, ateşe dayanıklı gömleği dünyada bulmuş ve giymiştir. İnsanlığın dünyevî basîretini kucaklayan Kur-ân istiyor ki, insan oğlu aynı basîretle Cehennem ateşine dayanıklı olan “îmân elbisesini” de elde etsin ve kendisini âhiret ateşinden de uzak tutsun. İnşallah..amin.!)
 

-Madem O var ve Onu buldunsa her şeyi buldun..o zaman her şeyi terk et..Onu buldunsa, o zaman her şeyi bulursun..-    

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !